“BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANACAĞIZ”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANACAĞIZ”

Dönemin yaşanan olay ve gelişmelerinden bir vatandaş olarak sorumluluk duyarak 1999 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’nin kapısını çalan ve on beş yıldır gerek parti üyesi gerekse de yönetici olarak siyasette aktif rol alan Hayretin Kartal, belki de ilk kez geniş kapsamlı bir söyleşiye imza attı. Partisinin geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen olağanüstü kurultayından, ilçe örgütünde yaşananlar, AKP’li yerel yönetim ve Karadeniz Ereğli’de yaşanan sorunlara kadar hemen her konudaki soruya samimiyetle yanıt veren, yeri geldiğinde özeleştiri yapıp yeri geldiğinde belki de ilk kez net ifadelerle eleştiri oklarını gönderen CHP Karadeniz Ereğli İlçe Başkanı Kartal, başlı başına gündem yaratacak açıklamalarda bulundu.

İki gün süren ve yoğun geçen olağanüstü kurultayları sonrasında Karadeniz Ereğli’ye döner dönmez ara vermeden çalışmalarına devam eden Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanı Hayretin Kartal ile 10 Eylül Çarşamba günü örgüt binasında bir araya geldik. Makam odasında ağırlandığım Kartal, yüzüne de yansıyan yorgunluğuna rağmen, çoğu zaman olduğu gibi akıcı Türkçesi ve cümlelerini en doğru kelimelerle kurabilme gayreti göstererek cevapladı yönelttiğim her soruyu.

Özellikle 30 Mart Yerel Seçimleri’nde Karadeniz Ereğli’de alınan yenilginin faturalarından birini üstlenmek zorunda kalan CHP İlçe Başkanı Hayretin Kartal ile yaklaşık bir saat süren söyleşimizde ilk olarak, 5 ve 6 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilen Olağanüstü Kurultayı konuştuk. Bu olağanüstü kurultayın böyle bir dönemde gerekli olup olmadığı sorusunu yönelttiğim Kartal, hem 30 Mart Yerel Seçimleri hem de Cumhurbaşkanlığı Seçimi sonrasında Türkiye’de ve parti içinde gelişen yeni olay ve gelişmeler karşısında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun olağanüstü kurultay kararı aldığını hatırlatarak, bu kararda parti içindeki çeşitli muhalif düşüncelerin dile getirilmeye başlanmasının da etkili olduğunu ifade etti. Kendisinin, kurultayların olağanüstü de olsa, daha derli toplu; belli bir zaman dilimine yayılabilecek, parti içindeki tartışmaların kısa zaman diliminde değil daha geniş bir zamanda ve sağlıklı ortamlarda yapılmasını sağlayacak şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğine inandığını da belirtmeden geçmedi CHP İlçe Başkanı. Kurultay değerlendirmesini de şu cümlelerle dile getirdi:

“ZAMANSIZ BİR KURULTAYDI.”
“… Bence zamansız bir kurultaydı. Ama belki Türkiye’nin koşulları ve siyasi konjonktür de bu kurultayın yapılmasını zorunlu kıldı. Çünkü on ay kadar sonra bir genel seçim var ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli seçimlerinden biri. Türkiye’de 91 yıl önce kurulan Cumhuriyet, belli hedeflere yöneliyordu; ancak bugün o hedeflerden uzaklaşıldı. Birtakım devlet gelenekleri yıpranıp aşınmaya ya da farklı bir mecraya doğru sürüklenmeye başladı. Bu sebeple de 2015 Genel Seçimleri çok önemli. Elbette önceki seçimler de önemliydi ama Türkiye belli mecralara doğru çekiliyor ve hepimiz bu gerçeği net biçimde görebiliyoruz. Kaygımız var. Buna rağmen hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmadık. Çünkü geçmişte de Türkiye birtakım sorunlarla karşılaşmasına rağmen CHP, Cumhuriyet’in ve devletin kurucu partisi olma özelliği ile ülkenin tehlikeli mecralara sürüklenmesine fırsat vermedi. Belki iktidar olamadık; ama CHP’nin savunduğu ilke ve değerlerin, toplumun tüm kesimlerine işlediğinin farkındayız. Bu da bizi umutlandırıyor…”

“KILIÇDAROĞLU’NA ÖNEMLİ BİR ŞANS DAHA VERİLDİ.”
Olağanüstü kurultay, Kılıçdaroğlu döneminin, bir başka deyişle, Deniz Baykal istifa ettikten sonraki dönemin iki adaylı ilk kurultayı olması açısından da önemliydi. Partinin sevilen isimlerinden biri olan Yalova Milletvekili Muharrem İnce de, genel başkan adaylığıyla, kurultaya ayrı bir renk katmıştı. Kartal’a göre Muharrem İnce de partilerinin yetiştirdiği önemli değerlerden biriydi. Çok çalışkan ve parti tabanınca da sevilip sayılan bir siyasetçi… İki aday arasındaki yarış, Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkan seçilmesiyle sonuçlanmıştı. Hayretin Kartal bu sonucu; “… Genel Başkan’a önemli bir şans daha verildi. Ancak Muharrem İnce’ye de verilen desteğin gayet normal olduğunu düşünüyorum. Sonuçta demokratik bir yarıştı. CHP tabanı Kemal Bey’i de Muharrem Bey’i de seviyor; ama ikisinin ve tüm CHP’lilerin omuz omuza ve el ele çalışmalarını istiyor. Ufak tefek sorunlar varsa onların tartışılması gereken yer bellidir. Kurultay da bu platformlardan biridir. Kurultay sonrasında iki genel başkan adayının kol kola girerek parti tabanına verdikleri mesaj da bu açıdan çok önemlidir. Her ikisi de parti için birlikte çalışmaya devam edeceklerini deklare ettiler ve bana göre de kurultayın en can alıcı ve coşku yaratan kısmı da oydu…”, cümleleriyle yorumladı.

CHP’NİN YENİ YOL HARİTASI NASIL OLACAK?
CHP’nin olağanüstü kurultayı sona erdi ve Kılıçdaroğlu Başkanlığındaki yeni oluşum da ortaya çıktı. Bundan sonrası için merak edilen ilk konu, CHP’nin yeni yol haritasının nasıl olacağıydı? Olağanüstü Kurultay gerçekleştirildiğine göre, Olağan Kurultay da bir yıl ertelenmiş oluyordu. Ancak Ereğli İçe Örgütü’nde bile son kongrede göreve gelen yönetimden bile çeşitli nedenlerle ayrılanlar vardı. Yönetim hayli değişmişti. Bu gerçeği de hatırlatarak, il ve ilçe örgütlerindeki kongre süreçleri nasıl işleyecek, sorusunu yönelttik Kartal’a:
“… Türkiye, birkaç ay sonra genel seçim atmosferine girecek. Elbette genel seçime giderken partinin il ve ilçe kongreleri, sonrasında da yeniden kurultayın toplanması, partinin enerjisini iç tartışmalara harcanmasına neden olur. Bu nedenle il ve ilçe kongreleri ile olağan kurultay bir yıl ertelenmiş oluyor. Büyük ihtimalle de parti örgütlerindeki kongre süreçleri 2015 genel seçimlerinden sonra başlayacaktır. Tabii ki biz yaklaşık iki buçuk yıldır görevdeyiz. Bazı arkadaşlarımız yerel seçimler sebebiyle istifa ettiler ve bir yerlere aday oldular. Bizim yedeklerimiz var ama iki yıl parti yöneticiliği, ardından da ilave bir yıl, insanları ister istemez yoracaktır. Parti çalışmalarına yeterince zaman ayıramayan arkadaşlarımız oluyor. Çalışmak zorunda kalan arkadaşlarımız var ve onlar isteseler de parti çalışmalarına yerince vakit ayıramıyorlar. Bizde de buna benzer olaylar yaşandı. İlçe örgütümüzde böyle bir sorun yok ama birçok örgütte bu tür sorunların yaşandığını biliyoruz. Sorunlar hepimizin ortak sorunu ve bu soruna kurultayda da bir çözüm aranmaya çalışıldı. Parti tüzüğünde bir madde değişikliği yapılarak örgütlerin bu konudaki sıkıntılarını giderici önlemler alındı. Önümüzdeki günlerde bu yolda da gelişmeler olacağını düşünüyoruz. Ereğli’de pek fazla sorun yok. Bizim açımızdan siyaset, bir ilçe başkanı ve on altı kişilik yönetim kurulu ile başarılabilecek bir iş değildir. Örneğin Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde altmışın üzerinde partilimizle ve eskiden örgütümüzde çeşitli kademelerde görev yapmış arkadaşlarımızla bir araya gelerek bir seçim koordinasyon kurulu oluşturduk. Bu oluşum sadece seçimlere dönük değil. Çalışmalarımızın her alanında bu komitelerle çalışmayı düşünüyoruz. Her yerleşim birimimizde daha güçlü çalışmalarla ve daha geniş bir ekiple halkımızın karşısına çıkmaya gayret ediyoruz. Dolayısıyla da genel seçimlerden önce ilçe kongresi yapamayacak olmak bir sıkıntı yaratmayacaktır bizim için…”

“PM, BİRİKİMLİ, DENEYİMLİ, ÇALIŞKAN İSİMLERDEN OLUŞMALI”
Kurultay sonucu ile ilgili gözden kaçırmadığımız bir gerçek vardı. Her ne kadar Karadeniz Ereğli Belediyesi kaybedilmiş bile olsa CHP 30 Mart’ta Zonguldak genelinde başarılı addedilebilirdi. Buna rağmen Zonguldak, CHP’nin Parti Meclisi’ne bir üye dahi sokamamıştı.
Bu hatırlatmamıza; “… Bende bu konuyla ilgili herhangi bir kırgınlık yok. Sonuçta Parti Meclisi’ne (PM) altmış üye seçiliyor. Bunun zaten 8’i bilim kurulundan giriyor ve bu 8 kişiyi de Genel Başkan öneriyor. PM’ye girmek CHP’nin Türkiye’ye dönük çalışmalarının son şeklini alacağı bir yerde olabilmek anlamına geliyor. PM de en birikimli, en deneyimli, en bilgili insanlardan oluşmalı. Ben bunu isterim…”, cümleleriyle yanıt verdi Hayretin Kartal. Devamında da şu görüşleri paylaştı:

“PM’YE ZONGULDAK’TAN BİRİNİN GİRİP GİRMEMESİ PEK DE ÖNEMLİ DEĞİL.”
“… Ben kurultayda özgür irademe dayanarak oy kullandım. Genel Başkan’ımızın anahtar listesindeki adaylardan da seçmeme rağmen uzun yıllardır tanıdığım, çalışkan, dürüst, ilkeli, saygı gören insanların da PM’ye girmeleri için oy kullandım. Örneğin Özgür Özel’e, Genel Başkan’ımızın listesinde olmamasına rağmen oy verdim. Örneğin bir Fikri Sağlar’a… Kendisi Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde önemli yeri olan ve devlet deneyimine sahip bir siyaset adamımız. Bu iki ismin dışında PM’ye girmesini istediğim birkaç isim daha vardı. Onları da destekledim ve onlar da PM’ye girdiler. Bu açıdan bakıldığında PM’ye Zonguldak’tan birinin girip girmemesi benim için çok önemli değil. Bir Fikri Sağlar, bir Ercan Karakaş, bir Veli Ağababa, Haluk Koç, Ali Koca… PM’ye giren herkes partimizi en iyi şekilde temsil edeceklerdir. Ben buna inanıyorum. Bu sebeple de Zonguldak’tan biri PM’ye girmiş ya da girmemiş; beni pek de fazla ilgilendirmiyor…”

Söyleşimizde konu, belli bir noktadan sonra 2015 Genel Seçimleri’ne geldi. Karşımızda duran siyaset adamı da 1977’den bu yana memleketimizden tek bir milletvekilini bile Ankara’ya gönderememiş bir partinin ilçe başkanı olunca da ister istemez Karadeniz Ereğli’nin CHP aday listesindeki muhtemel sırasını tartıştık bir süre. Sözlerine önce, CHP öneticileri olarak çalışmalarının 7 gün 24 saat devam ettiğini ve seçimden seçime çalışan bir örgüt olmadıklarını ifade ederek başladı Kartal. “… Ben Pazar günü kurultaydan geldim, pazartesi sabahı Ormanlı’ya gittim. Düğünlere, cenazelere katılıyorum. Sağlık sorunu yaşayanların yanında oluyorum. Belde başkanlarımla sürekli ziyaretlere gidiyorum. Kahvehanelerde vatandaşlarımızla oturup bugünü ve yarını tartışıyorum. Biz her zaman çalışıyoruz…”, cümleleriyle de yaşadıkları yoğunluğu özetlemeye çalıştı. 2015’in kendileri için çok önemli olduğunu sürekli ifade etti. Milletvekili aday adaylarının mutlaka çıkacağını ve parti içinde de her zaman olduğu gibi güzel bir rekabetin oluşacağını da vurgulayarak… Sonrasında da şu cümleler geldi Hayretin Kartal’ın ağzından:

“1977’DEN BU YANA İÇİMİZDE BİR YARA VAR.”
“… Sizin de belirttiğiniz gibi 5 Haziran 1977 tarihinde yapılan genel seçimlerden bu yana Karadeniz Ereğli’den bir CHP’li milletvekilini Ankara’ya gönderemedik. Bu, partililerimizin içinde büyük bir yara. O seçimde de Kemal Anadol milletvekili olmuş ama o tarihten bu yana Karadeniz Ereğli ve Alaplı’dan bir milletvekili gönderememişiz. Bunun nedenleri var. Örneğin 2002, 2007 ve 2011 yıllarındaki genel seçimlerin hepsinde de AKP 2.sırayı Ereğli’ye vermiş, CHP ise 3.sırayı ilçemize uygun görmüş. Bu kısır döngüyü kıracağımızı, kırmamız gerektiğini düşünüyorum. Siyaset bazen satranç gibidir. Rakibinizin yaptığı hamleye doğru bir hamleyle karşılık vermeniz gerekir. Diğer partilerin aday sıralamalarında Ereğli’ye sürekli 2.sırayı vermelerine rağmen CHP’nin 3.sırayı vermesi ve meclise milletvekili gönderemeyişimiz bizim için bir yara halini aldı. Bu partide kısır döngü oluştu, gibi bir algı ortaya çıktı. Bunu kıracağımızı düşünüyorum…”

“2.SIRANIN VERİLMESİ İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ.”
“… Bundan sonraki çalışmalarımız özellikle en kötü ihtimalle 2.sıranın Karadeniz Ereğli ve Alaplı yöresine verilmesini sağlamak için olacak. Bunda da haklıyız. Karadeniz Ereğli, CHP’nin Zonguldak’taki güçlü sac ayaklarından biridir. Karadeniz Ereğli tek başına, bu güçlü sac ayağının birini oluşturuyor. Genel Seçimlerde 40 binin üzerinde oy alıyoruz. Ama 2.sıra bize verildiğinde ben inanıyorum ki oy getirici potansiyelimizi harekete geçireceğiz. Sürükleyici bir potansiyelimiz olacak ve ekstra oylar partimizde toplanacaktır. 2. ve 4. sıraların Ereğli ve Alaplı yörelerine verilmesini ısrarla istiyoruz. Bu düşüncemizi de savunacağız. Bunun için mücadele edeceğiz. Genel merkez yöneticilerimizi de ikna edebileceğimizi düşünüyorum. İkna edemezsek kırk yıllık bu kısır döngünün devam etmesi bizi 2015 Genel Seçimleri’nde de dezavantajlı duruma düşürür. Bu sebeple de elimizden geldiği ölçüde 2.sıranın Karadeniz Ereğli’ye verilmesi için mücadele edeceğiz. Ama adayımız kim olur, kim olmaz, bilemem; sonuçta bir veya iki kişi sıralamaya girecek. İsimler önemli değil. Bizim için en önemli konu 2.sıranın Karadeniz Ereğli’ye verilmesidir. Genel merkezimizdeki yeni yapılanma oluşur oluşmaz bu yöndeki temaslarımızı başlatmak için genel merkezimizin kapılarını çalmaya başlayacağız. Ziyaretlerimizi daha da sıklaştıracağız. Gereken raporlarımızı hazırlayıp genel merkezimize sunacağız ve kendilerinin de talebimizle ilgili yardımlarını isteyeceğiz. 2015 Genel Seçimleri’nde 2.sırayı Karadeniz Ereğli’nin alacağına inanıyorum…”

Söyleşimizin ikinci bölümünde CHP İlçe Başkanı Hayretin Kartal’ı, partisinin genel merkezi düzeyindeki gelişmelerden alıp yerel yönetimdeki gelişmelere taşımaya çalıştım. Bu yöndeki sorularımıza da yanıt vermesinde ısrarcı olmayacağımı ifade ettim. Neticede 30 Mart günü kaybedilmiş ve uzun yıllar kendi bayraklarının dalgalandığı bir belediyede AK Parti yönetimi vardı ve CHP, uzun yıllar sonra ilk kez yerelde de muhalefet görevini üstleniyordu. Kartal’a ilk olarak “3 Eylül…”, dedim. O son belediye meclis toplantısı… Kartal’ın yorumları:

“YAPICI GİRİŞİMLERE DESTEK VERECEĞİZ.”
“… 30 Mart Yerel İdareler Seçimleri’nde Karadeniz Ereğli Belediyesi’ni kaybettik. Ama Ereğli’ye verilen vaadler vardı, sözler vardı. Dahası bize yöneltilen bazı ithamlar vardı. Biz sadece muhalefet etmiş olmak için muhalefet yapmayacağız. Bunu ısrarla ifade etmiştik. Ereğli’nin sorunlarını çözecek yaklaşımlara, yapıcı girişimlere destek vereceğiz. Ereğli’nin sorunlarını çözecek çalışmalara, art niyet beslemeden, destek olacağız. AKP Grubu’ndan ve Belediye Başkanı Hüseyin Uysal’dan gelecek her olumlu çalışmaya biz de destek vereceğiz. Ama olumsuz ve Ereğli’nin çıkarlarına uymayan durumlar söz konusu olduğunda da şiddetle karşı duracağız…

“İLKELİ BİR SİYASET ORTAYA KOYDUK.”
“… Biz 3 Eylül tarihindeki meclis toplantısında yapılması gereken ilkeli siyaseti ortaya koyduk. Özel bir çaba da sarf etmedik. Doğru neyse onu yapmaya çalışıyoruz. AKP’nin kendi içindeki çekişmeleri bizi pek de fazla ilgilendirmiyor. Bizi Ereğli’nin sorunları ve o sorunların çözümlerinde CHP olarak verebileceğimiz katkılar ilgilendiriyor. O doğrultuda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Grup toplantılarımızda, belediyenin yapacağı çalışmalara nasıl katkılar verebileceğimizi konuşup tartışıyoruz. Aldığımız kararlar doğrultusunda da çalışmalarımızı Belediye Meclisi’nde ortaya koyuyor ve düşüncelerimizi halkımızla da paylaşıyoruz. Bundan sonra da tavrımız değişmeden böyle devam edecek. AKP’nin iç çekişmelerinden faydalanmayı ve bir gün öyle bir gün böyle siyaset yapmayı düşünmüyoruz…”

CHP İlçe Başkanı Hayrettin Kartal’ın bu sözlerini dinledikten sonra sormadan geçmek istemedim: “Peki ya sizin döneminizde başlatılan, onca emek verilen ve mevcut belediye yönetimi tarafından yok edilmek istenen, durdurulan projeler…?”
Bu sözlerimden sonra; “… Güzel bir konuya değindiniz…”, cümlesini sarf eden Kartal bu konuda belli ki doluydu ve paylaşmak istediği çok cümle vardı. O cümlelerin aralarına tek bir parantez bile açmadan dinledim eleştiri dolu o ifadeleri:

“AKP KOMPLEKSLİ.”
“… Geçmiş döneme kompleksle yaklaşarak Ereğli’ye hizmet edemez ve kente hiçbir şey veremezsiniz. Ne yazık ki gerek mevcut Belediye Başkanımız Hüseyin Uysal ve arkasındaki AKP zihniyeti geçmiş döneme kompleksle yaklaşıyor. Mesela önceki dönemlerin belediye başkanlarının büstlerini kaldırmakla işe başladılar. Sevgi, barış dostluk sözcüklerinin yer aldığı totemleri kaldırmak gibi bir sürü şey yaptılar. Önceki dönemde projelendirilmiş ve bitme aşamasına gelmiş birtakım projeleri de başka başka işlere dönüştürdüler. Bunlar gösteriyor ki AKP geçmiş döneme kompleksle yaklaşıyor. Böylesine komplekslerle Ereğli için hizmet üretebilmeleri mümkün değil. Bu tavırlarından vazgeçmeleri gerekiyor…”

“İŞTEN ATILANLAR KONUSUNU UNUTTUK SANMASINLAR.”
“… Sırf CHP üyesi oldukları ya da partimizde yöneticilik yaptıkları için insanlar ekmeklerinden, işlerinden edildiler. Bu, çok büyük bir haksızlıktır. O insanlar evlerine ekmek götürebilmenin derdindeydiler. O insanlar hırsızlık mı yaptılar? Verilen işleri ya da görevlerini mi yapmadılar? Her şeyi siyasete mi bulaştırdılar? Hayır, bunların hiçbirisini yapmadılar. Sırf insanlar CHP oldukları için, birilerinin de kışkırtmalarıyla işlerinden edildiler ve aile düzenleri bozuldu. Bu vebalin altından kalkamazlar. Eninde sonunda bu hatadan dönecekler ve dönmeleri de gerekir. Eğer dönmezlerse biz bu mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz. Bizi unuttu, sanmasınlar. Haklılığımızı, Ereğli kamuoyuna da duyuracağız. Geçmiş dönemlerde de insanlar işten atıldı. Ama sırf siyasi düşünceleri sebebiyle Karadeniz Ereğli Belediyesi’nden insan atılmadı. Halil Posbıyık döneminde de atılmadı Ruhi Cöbekoğlu döneminde de… ama işten atılanlar mutlaka olmuştur. Siyasi parti üyelikleri veya yöneticilikleri sebebiyle insanların işten atılmalarını reddediyoruz. AKP’li Belediye Yönetimi’nin ilk icraatlarından biri de bunu yapmak olmuştur ve bu çok yanlış bir düşüncedir. Bundan da en kısa sürede geri döneceklerini düşünüyorum. Umudum bu. Biz de CHP olarak bu işin peşini bırakmayacağız…”

Muhalefet görevini üstlendikleri AKP’lilere karşı söyleyecekleri olduğu kadar, partisi içinde kendilerine muhalif olan CHP’lilere diyecekleri de vardı İlçe Başkanı Hayretin Kartal’ın. Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Cumhuriyet Halk Partisi’nin 91.kuruluş yıldönümünü Karadeniz Ereğli’de de kutlayıp güzel bir tablo sergilemeye çalışmışlardı. Beğenen beğenmiş, beğenmeyenler hoşnutsuzluklarını etkinlikler daha bitmeden yazıp çizmeye başlamışlardı. O günü, 9 Eylül’ü sordum Kartal’a.

“BİZ, OMUZ OMUZA BİR MÜCADELEDEN YANAYIZ.”
“…Biz birleşe birleşe kazanacağız. Biz, omuz omuza ve yoldaş bir mücadeleden yanayız…”, cümleleriyle başladı sözlerine. Elbette ki farklı düşünceler ve farklı yol arkadaşlıkları olacaktı ona göre. Bunun parti içi kavgaya dönüşmeden, hizipleşmeden, takiyyeye sapmadan olmasını arzu ediyordu. Birliktelik olacaksa, gerçekçi temeller üzerinde ve omuz omuza, birbirlerine güvenerek olmalıydı. “… Ben sırtımı döndüğümde arkadan hançerleneceksem ya da ayağım çekilecekse bunun adı takiyyecilik ve parti içi hizipleşmedir. Bunu öteden beri reddettim. Ne yazık ki bu partide böyle alışkanlıklar da var…”, dedi Kartal. Ardından da şunları söyledi: “… Benim kaybetmem, birilerinin kazanması anlamına gelmiyor. Ben ilçe başkanıyım. Ben kaybettiğimde CHP kaybediyor. Ben kaybettiğim zaman parti içinde birileri kazançlı çıkıyor mu? Çıkmıyor. Hep birlikte kaybediyoruz. Kazan, kazan, diye bir şey var. Sen kazanacaksın, ben kazanacağım. Sonuçta da hep birlikte kazanmış olacağız…”

“BAZI PARTİLİLERİMİZ CHP’YE OY VERMEDİLER.”
“… 30 Mart Yerel Seçimleri’ni kazanan AKP’nin İlçe Başkanı o seçimden sonra; “Biz Ereğli’de kırk yıllık bir zihniyeti yıktık.”, dedi. “Halil Posbıyık’ı yıktık.”, demedi. Cöbekoğlu dönemi ile Posbıyık dönemini birleştiriyor yani. Bazı CHP’lilerin gerek belediye başkanı adayımıza gerekse de parti örgütüne muhalif olmaları nedeniyle yerel seçimde oy vermediklerini ve bazılarının da istekle çalışmadıklarını biliyoruz. Bu bizim içimizi acıtıyor. Böyle olmamalı. Ben bu partiye 1999 yılında geldim. Parti barajın altında kalmıştı. O gün ben sosyalist bir insan olarak, Atatürk’ün kurmuş olduğu bir partinin mecliste yer alamamasına üzülen biri olarak çalışmaya, emeğimi bu mücadele için harcamaya başladım. O günden bugüne de çalışıyorum partim için…”

“KİMSENİN ADAMI OLMADIM.”
“… Hiç kimsenin de adamı olmadım. Ama birileri inatla beni şunun adamı ya da bunun adamı diye suçladılar. Ben kimsenin adamı olmadım. Birlikte mücadele ettiğimiz dönemler olduğu gibi kavga ettiğimiz dönemler de oldu. Ama aklın yolu bir. Parti içindeki sorunları elbette tartışacağız; ancak kavga etmeden… Bu tartışmaların platformları da bellidir. Tartışmalar bittikten sonra da partinin başarısı için omuz omuza mücadele edeceğiz. Hep bu ilke için çalışmalarımı sürdürdüm. Ben bu partiye ille de ilçe başkanı olacağım, diye gelmedim ki. Kendisini sorumlu yurttaş olarak gören bir insan olarak bu partiye üye oldum ve katkılarımı sunmaya çalıştım. Verdiğim emek partililerimiz tarafından takdir edildiği için ben bugün ilçe başkanı oldum. Son yedi yıldan bu yana da bu partide yöneticilik yapıyorum. Bunun üç buçuk yıldan fazlası da ilçe başkanı olarak… İlçe başkanı olmak için de hiç özel bir çabam olmadı. Özel gayretler sarf etmedim. İlçe başkanı olmak gibi bir kişisel hedefim de yoktu. Bunun için de partililerimizin sürekli birlik ve beraberlik içerisinde mücadele etmeleri gerekiyor. O tartışmaların sonrasında da alınan kararları partimizin başarısı için hep birlikte uygulamamız gerekiyor. Benim ilk günden bu yana ilkem bu ve o gün bugündür de bu ilke doğrultusunda çalışıyorum. Buna rağmen beni farklı yerlere çekmek isteyenler çıkıyor, görüyoruz bunları. Benim vicdanım rahat. Elimden geldiği kadar partimizin başarısı için hiç kimsenin etkisinde, yörüngesinde, güdümünde kalmadan mücadele ettim ve bundan sonra da bu doğrultuda çalışmaya da devam edeceğim.”

Her sorusu ve her yanıtıyla güzel bir söyleşi oluşturdu Kartal’la buluşmamız. Son sözlerini istediğimde bu kez temenniler döküldü dilinden: “… Ereğlim Gazetesi’ne uzun bir ömür diliyorum. Güzel bir çalışmaya imza attığınızı, ilçemizin ihtiyacı olan bir birlikteliği meydana getirdiğinizi görüyoruz. Sizlere gönülden başarılar diliyor, bana bu söyleşi imkanını verdiğiniz için de ayrıca teşekkür ediyorum.”

Etiketler:

Bu Galeriyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


*